SMW kapsamında düzenlenen “Türk Usülü Sosyal Medya” oturumunda dijital pazarlama profesyonellerinin yanında konuşmacı olan Erdil Yaşaroğlu sosyal medyaya bakış açısını ortaya koyarken adeta sosyal medya dersi verdi. İşte Yaşaroğlu’nun söylediklerinden bazıları:
Sosyal mecra arkadaşım gibi aslında, onunla konuşur gibi yazıyorum. Tek birine yazıyor gibi yazıyorum . TV seyrederken yanımdakine nasıl “Hadi be!” diyorsam o şekilde, birine söyler gibi yazıyorum. Klasik sınırlandırmaları iplemeden yazıyorum, sana ne söylemek istiyorsam onu yazıyorum. Hangi konuda olursa olsun, fikrim ne konudaysa onu yazıyorum. Yok o benim konum değil gibi bir sınırlama yapmıyorum kendime. Samimiyet önemli. Dergide de ne beğenilir diye değil bizim beğendigimizi koyuyoruz kapağa mesela. Hiçbir zaman nabza göre şerbet durumu olmadı.
…
Markalar da kişiler olarak yazmalı bence, o yorumu yazanın adını yüzünü neden göremiyorum. Mesela neden Samsung’un genel müdürü “Oğlum çok güzel bir televizyon yaptık!” diye yazmıyor?
…
Yeni aldığım birşey var allem ettim kallem ettim calışmıyor, ben de Twitter’da yazdim. Aradılar beni zaten direk “Şunu yanlış yapmışsınızdır!”diye başladı sonra “Şunu yaptınız m, Bunu yaptınız mı? Peki ya bunu?” diye soruyor, hepsine “Evet yaptım,” filan diyorum. Tamam o zaman bir de beraber yapalım diyor. Yapıyoruz o da durumu görüyor “Ben sizi teknikten bir arkadaşa bağlıyım” diyor, bağlıyor, bekliyorum onla da aynı konuşmalar geçiyor, o da beni müdürüne bağlamaya karar veriyor. Sonunda olay çözümlenemiyor, “Biz bunu çözüp size dönelim,” diyor, sonra arayan soran yok! Bu yüzden ben orada (Twitter /sosyal medyada) yazmak orda cevap almak istiyorum.
…
Bu işleri kasmayacaksın her yaptığını haber veren, başkaları için yaşayan insanlar filan diye bakıp kasmayacaksın bu işleri. O kadar da büyütülecek işler değil, eğlenicen, kasmayacaksın. World of Warcraft oynarken ben mesela bellişseyleri yapmak için birileriyle beraber saldırman falan gerekiyor, bu adamlarla oyun dışında anlaşıp kim nereye saldıracak nereyi kim alacak filan bunları konuşuyorduk. Sonra bir adam var bakıyorsun, işi bu, organize ediyor tüm gün oyunda kim nerede ne yapacak. Adamın işi bu!
…
Ben normalde gayet ciddi olan arkadaşlarımın sosyal medyada aslında ne kadar komik olduklarını gördüm. Çeşit çeşit insan var, kimisi hergün bir espri yapar, kimi günde 5 tane, kimi ayda yılda bir espri yapar. Günde 5 espri yapan profesyonel değilse ondan uzak durun!
…
Türkler herşeye çok hızlı alışıyor hemen adapte oluyoruz. Çıkarımız olursa gerekmeyecek kadar detayıyla öğreniyoruz.
…
“0″ medya bütçesi ile insanlara ulaşmak… Sanki global marka değil kuruyemişçi!





SMW’te Erdil Yaşaroğlu’nun yorumları samimi ve eğlenceli idi

Tabi burada ajansları daha da ilgilendiren konular, aslında markaların sosyal medya’da nasıl davranmaları gerekliliği.
Samimiyet önemli bir nokta olsa da maalesef, şahıs/celebrity sosyal medya duruşu ile bir markanın duruşu arasında ciddi farklılıklar var. Bunlar gözetilmeden sosyal medyada bir şahıs gibi yönetilecek markalar ileride ciddi sorunlar ile karşılacaktır. Bunu da söylemedi demeyin
Mehmet Subasi